Bilim Sağlık Teknoloji Spor Doğa Tarih Kültür Arkeoloji
 
 Bülten üyeliği
Ara:  
Tr-abc: ö ç ı İ ğ ş Ş ü
Gökdelen
Bölüm I: En yükseğe ulaşma tutkusu...Gökdelenlerin amansız yarışı...

Empire State, ABD'nin ekonomik gücünün 20. yüzyıldaki simgesiydi. 1 Mayıs 1931'de tamamlanan gökdelen bugün 80 yaşında... Gökdelenlerin sayısı, içinde bulunduğumuz yeni binyılda da artışını sürdürürken, buna paralel olarak, yoğun rekabet ve uluslararası çekişmeler de kızışıyor.

Modern yaşamın bilinen en belirleyici özelliği, her şeyin en büyüğüne ulaşmak şeklinde karşımıza çıkıyor. En yüksek binayı tasarlamak, inşa etmek, en yüksek tepeye tırmanmak, en uzun yolu kat etmek, en derine dalmak veya en büyük yapıda yaşamak gibi... Bu açıdan bakıldığında, teknolojik gelişmenin de yardımıyla, binalara gün geçtikçe yeni katların eklenmesi, çatıların gökyüzüne yaklaşması çok da şaşırtıcı değil.
Belki bu, insanoğlunun gökyüzüne ulaşma arzusunun, tıpkı Everest'e tırmanmak gibi, bir başka şekilde hayata geçirilmesi olarak tanımlanabilir. Ancak, gökdelenler aynı zamanda ekonomik trendlerin de birer yansıması. Ekonomik patlamanın yaşandığı yıllarda yüksek yapılı binalar artıyor, çöküşlerde ise projeler daha makul boyutlara çekiliyor.
1980'lerde yaşanan ekonomik patlama, dünyanın farklı bölgelerindeki kentlerin gökdelenlere yönelmesinde adeta bir katalizör olmuştu. 1990'larda yaşanan durgunluk ise, özellikle batıda pek çok tutkulu projenin rafa kaldırılmasına yol açtı. Bunun yanı sıra, Asya'da yaşanan ekonomik büyüme sırasında yüksek bina totemine talep, o güne kadar görülmemiş bir şekilde arttı.
20. yüzyıl boyunca, "en uzun bina kimde?" böbürlenmesindeki yarış, New York ile Chicago arasında sürüp gitti. Ta ki, 1998'de, Malezya'da Petronas Tower inşa edilinceye kadar... Bu onura bir Pasifik ülkesinin ulaşması, bu tür yüksek binaların yoğun olduğu merkezlerin coğrafi açıdan el değiştirdiğinin habercisi gibi... Öte yandan, Pasifik ülkelerindeki ekonomik yükselişi de yansıtıyor. Dolayısıyla, geleceğin en yüksek gökdelenlerinin ABD ya da Avrupa'da değil, Asya'da inşa edileceği ileri sürülebilir.

Türkiye İş Bankası'nın Levent'teki İş Kuleleri, bayrak direğiyle birlikte 180 m'lik uzunluğuyla Türkiye'nin en yüksek binası...Ara bölümleriyle birlikte 50 katın 41'i kullanılıyor.
Ancak, 1998'in sonlarında, "Asya Kaplanları"'nın ekonomik darboğaza girmesi, pek çok yeni projenin ertelenmesine ya da iptal edilmesine neden oldu. Şanghay'da yapılması planlanan World Financial Center'ın inşası durduruldu. Şimdi, 610 m'lik South Dearborn projesiyle, gökdelen yarışında ibre ABD'ye doğru kaydı. Bu proje, Amerika'ya, gökdelenlerin ilk doğduğu kent Chicago'ya dünyanın en yüksek binasına sahip olma onurunu yeniden kazandırması açısından çok önemli.
İngiltere Mimarlar Odası başkanı Andy Miller; "Ufukta yeni süper kuleler görülüyor. 600 m'den daha yüksek bir proje için yeni bir teknoloji düzeyi ve tasarımı gerekli. Bu nedenle, mevcut gökdelenlerin yüksekliği 400-500 m. arasında seyrediyor" diyor.
400-500 m'den yüksek yapılar söz konusu olduğunda, lojistik, yüksek sayıda insan taşıyabilecek asansörlerin yapımı, rüzgâr etkisini en aza indirme teknikleri ve tüm katlara yerleşebilecek yatırımcıların bulunması gibi sorunlar ortaya çıkıyor.
Gökdelen döneminin ilk kez ne zaman başladığı, uzmanlarca tartışılan bir başka konu... Genel kanıya göre, 1885'te Chicago'da inşa edilen 55 m'lik "Home Insurance Building" başlangıç kabul ediliyor.
Bir başka akım ise, New York'un 241 m'lik "Woolworth Building" ile yarışa girmesiyle gökdelen döneminin başladığını savunuyor. 380 m. yüksekliğindeki Empire State'in inşa edildiği yıl olan 1931'in esas kabul edilmesi gerektiğini ileri süren bir başka akım, bu tarihin modern görünümlü gökdelen çağında mihenk taşı olduğunu benimsiyor.
"Gökdelenler: Yeni Binyıl" kitabının yazarı ve Chicago Güzel Sanatlar Enstitüsü Mimari Bölümü müdürü John Zukowski, bu konuda şöyle diyor: "Tarihteki diğer tartışmalarda olduğu gibi, bu konuda da farklı gruplar var. Gökdelenin tanımı ve ilk ne zaman inşa edildiği ile ilgili çekişmeler var. Tek bir cevap yok, bu hangi saflarda yer aldığınıza göre değişir."

Gökdelenler, mühendislikte yaşanan yeniliklere bağlı olarak süratli bir şekilde gelişti. Bu alanda çığır açan buluşların başında asansör geliyor. Mühendis Elisha Graves Otis'in 1854 yılında patent hakkını aldığı tasarımı, ticari amaçlarla ilk kez 1857 yılında New York'ta kullanıldı. Sonuç olarak, 5 kattan yüksek binaların yapımı daha pratikleşti.
Buna rağmen, yapı teknolojisi çok ağır ilerledi. Hatta ilk kuşak yapılardaki özellik, normal yapıların biraz daha yüksek inşa edilmesinden ibaretti. Mimarlar, alt kısımdaki duvarları kalın tutmak gibi geleneksel teknikleri ek katlar çıkmakta kullandılar.
1899'da Park Row iş hanının yapımında çelik çerçeve kullanıldı. Bu yapılarda temelden çıkan çelik bir iskelet, alüminyum ya da cam gibi hafif maddelerle çevreleniyordu. Bu teknoloji sayesinde mimarlar, 400-500 m. yükseklikteki bi-naları kolayca bitirebildiler. Ancak, sınır tanımayan teknoloji, inanılması güç projeleri de beraberinde getirdi. 1128 m'lik "Bionic Tower" projesi bunun en somut kanıtı...

Kule ve görkem...
Eski Ahid'deki Babil Kulesi hikâyesinden bugüne, insanoğlu hep yükseklere ulaşmaya çabaladı. Günümüzden bir asır önce, Salisbury Katedrali gibi, dünyanın en yüksek yapıları hep dini nedenlerle inşa edildi. 20. yüzyılla birlikte, ABD'nin ticaretteki üstünlüğünün bir yansıması olarak gökdelenler doğdu. Sears Tower ve Empire State, Amerika'nın ekonomik gücünün simgeleriydi. Tıpkı Petronas Towers'ın, 2 yıl önceye kadar Asya Kaplanları'nın gücünün bir ifadesi olması gibi...

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

BİLİM İNSANLARI
Atomik kuvvet mikroskobu Subscribers Only
HI-TECH
Esnek gelecek Subscribers Only
PRİZMA
Formula-1 tekniğine sahip keklikler
SORU-CEVAP
Çürüyen meyve neden kahverengiye dönüşür?
X DOSYALAR
Bütün dosyalar