Bilim Sağlık Teknoloji Spor Doğa Tarih Kültür Arkeoloji
 
 Bülten üyeliği
Ara:  
Tr-abc: ö ç ı İ ğ ş Ş ü
Arama-kurtarma
Eyvah kayboldum!

Kaybolma olaylarının en sık görüldüğü dönem kış mevsimi. İster dağda ister kentin içindeki büyük bir parkta, böyle bir durumla karşılaşıldığında ne yapmak gerektiğini bilmek hayati önem taşıyor.

Fransız Alpleri'nin yıkıcı soğuğunda donanımlı kurtarma ekibi bir hayat kurtarıyor.
Kimse Andrew Wilson'u bir daha canlı görmeyi ummuyordu. O, Şubat 1995'te, İskoçya Dağları'nda kayak yaparken grubundan ayrılmış ve ansızın bastıran fırtınaya yakalanmıştı. Haber bültenlerinde arama faaliyetlerinin sürdüğü anons ediliyordu. Wilson'ın kayboluşunun üstünden tam üç dondurucu gece geçmişti. Ümitler kırılmaya başlasa da, arama kurtarma ekiplerinin amansız çalışmaları devam ediyordu...

Ekip helikopteri, tespit edilen bölgedeki son uçuşunu yapmaya hazırlanırken, mürettebatın gözüne ansızın bir karartı çarptı. Bu Wilson'dı, yorgunluk, su kaybı ve soğuktan bitkin düşmüş bedeniyle, bata çıka karda ilerlemeye çalışıyordu. Dağda hayatta kalmanın birinci kuralını, "kaybolduğun yerde dur" ilkesini ihlal etmişti. 20 yıllık dağcılık deneyimi ona, ne zaman kurallara uyması, ne zaman hiçe sayması gerektiği konusunda çok şey öğretmişti. Arama kurtarma ekibinin lideri, mutlu haberi verirken "O, nereye doğru gittiğini biliyordu" demişti. "Yola doğru ilerliyordu..."

Kurtarma çalışmaları sırasında, ekibin bilgisi çok önemli.
Wilson'ı yola yönelten, tüm kayakçıların bildiği basit bir kuralı uygulamasıydı. Çünkü, arama ve kurtarma ekipleri çalışmaya ilk önce yol üzerinde başlıyor. Ekipler, kayıp kişinin son bulunduğu ya da görüldüğü yeri temel alarak, ne kadar uzağa gidebileceğini hesaplıyorlar. Nehir ya da yolları sınır kabul ederek, aranacak alanı daraltıyorlar.

Wilson hayatını, çok uzun zamandır kullanılan arama tekniklerine borçlu ve bunların çoğu "sağduyu"ya dayanıyor. Çağımızda, geleneksel bilgilerden yola çıkarak bilimsel tekniklerin geliştirilmesine uğraşılıyor. Bu konudaki ilk adım II. Dünya Savaşı sırasında, denizaltıların yerlerini saptamak amacıyla atıldı. Ortaya çıkan kurallar o kadar başarılıydı ki, savaştan uzun yıllar sonra da kullanılmaya devam etti. Bu araştırmalar sırasındaki kilit nokta, hedefin hareketiyle arama arasındaki ilişkiydi.

Arama kurtarma teknikleri üzerine önemli araştırmala imza atmış, Southampton Üniversitesi profesörlerinden Lyn Thomas, bu ilişkiyi şöyle açıklıyor: "Hedef, arayana göre daha yavaş hareket ediyorsa, zaman, rotadan daha önemli hale geliyor."

II. Dünya Savaşı'nıda arama, denizaltının konumuyla ilgili bilgi yoksa, hedef bölge üzerinde birbirine paralel, ileri-geri hareketlerle gerçekleştiriliyordu. Denizaltının yeri belliyse, bu noktadan dışa doğru genişleyen kareler çiziliyordu. Alan-zaman etkinliği böyle sağlanıyordu. Bu iki arama tekniği günümüzde de kullanılıyor ve NATO yöntemlerinin çekirdeğini şekillendiriyor. Ancak, bilim adamları belirgin durumlarda "sağduyu"dan daha etkin sonuç verecek arama tekniklerini geliştirmeye uğraşıyorlar. Örneğin, hareket eden bir cismin, sabit hedefe oranla daha zor bulunacağı açık.

Her ülkede her türlü yardımlaşma için arama kurtarma ekipleri bulunuyor.
Matematikçiler, nerede olduğu tahmin edilen bir kişinin, bu olası yerlerin sadece yüzde 50'lik bölümünde aranarak bulunabildiğini; hareketli hedeflerde ise, yüzde 83'lük bir alanın taranması gerektiğini ortaya koydular.

Hareket den cisimlerde kurtarma olasılığını artırmak için çalışmalar sürse de, uzmanlar NATO'nun standart tarama ve "genişleyen kare" yönteminin sabit hedeflerde başarıya ulaştığını belirtiyorlar. Ancak kaybolan kişi kendindeyse ve zekiyse, hareket ederek kurtarma ekibinin işini kolaylaştırabiliyor.

Lyn Thomas ve ekibi, bilgisayar ortamındaki canlandırmalar sırasında, helikopterle kayıp kişi arama yöntemlerinde daha etkin bir başka yol keşfettiler. "Daralan Kareyle Arama Tarama" adını verdikleri bu teknik, NATO'nun "genişleyen kare" yöntemini baş aşağı çeviriyor. Helikopter, arama yerinin dış çevresini başlangıç olarak seçiyor ve helezonlar çizerek iç noktaya varıyor.

Arama kurtarma çalışmalarında kullanılan bilimsel yöntemler hayati önem taşıyan durumların yanı sıra günlük olaylarda da işe yarayabilir. İki kişinin kaybolan birini aradığını varsayalım, örneğin Belgrat Ormanı'nda çocuklarını kaybeden anne ve babayı. İkisinin de birbirlerinden ayrılıp farklı alanlarda arama yapmaları, akla gelen ilk yöntem. Ancak, belirli bir yöntem izlemeden yapılan arama sonrası, anne çocuğu bulsa bile, babayı bulmak için başka bir arama işlemi daha gerekebilir. Ve aile tüm günü birbirini aramakla geçirebilir.

Thomas ve ekibinin üzerinde çalıştığı başka bir teknik daha var. Bu yöntemin özü, "arama ne kadar uzun sürerse, başarı şansı o kadar artar" ilkesine dayanıyor. Thomas'ın yöntemine göre, ebeveynlerin, 15 dakikalık arama sonrasında başlangıç noktasına geri dönmeleri gerekiyor. İlk girişimde başarı sağlanamazsa, bu süre 12 dakikaya iniyor. Aramanın süresi, her yeni girişimde azaltılarak tekrarlanıyor ve yer-zaman ilişkisinde en yüksek verim alınıyor.

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

BİLİM İNSANLARI
Atomik kuvvet mikroskobu Subscribers Only
HI-TECH
Esnek gelecek Subscribers Only
PRİZMA
Formula-1 tekniğine sahip keklikler
SORU-CEVAP
Çürüyen meyve neden kahverengiye dönüşür?
X DOSYALAR
Bütün dosyalar