FOCUS ONLINE
http://www.focusdergisi.com.tr/spor/00442/
Teknik
Tam isabet...

Nişancılık tanrı vergisi, ama yetkinleşmek mümkün. Peki nasıl? Gözlerini eğit, duyularınla işbirliği yap, bedeninle düşün.

Bir tetikli yay (arbalet) okuyla delinen elmanın yüksek hızlı kamerayla çekilmiş fotoğrafı.
Düzenli aralıklarla art arda fırlayan bıçaklar, genç kızın başından ayağına, bedeninden sadece birkaç santim uzağa dizi dizi saplanıyor. Son atışta ise, hedef alınan başın üstündeki iskambil kâğıdı mıhlanıyor. Bu dudak uçuklatan gösteri, Moira Orfei sirkinin bıçak atıcısı Giasper Busnelli için çocuk oyuncağı. Busnelli, aynı zamanda eşi olan asistana bıçak atmakla yetinmiyor. Bir arbaleti (tetikli yay) kaptığı gibi, başının üstündeki elmayı Giyom Tel misali vuruyor.

Busnelli'nin, sirkin elverdiği en uzun mesafe olan 15 metreden hedefini kaçırması olanaksız. Gerçek şampiyonlarsa, hedeflerini 6 kat daha uzaktan vuruyorlar. Örneğin, Koreli Chung-Chang-Sook, aynı hedefi 90 metreden tam 36 kez üst üste vurarak, ok atmada dünya şampiyonu oldu: Kayısı büyüklüğünde bir hedefti bu. Okların saatte 250 kilometre hızla fırladığı bu yarışlar yalnızca isabetlilik değil, tam anlamıyla birer güç gösterisi.

Nişancılık karşılaşmalarının en önemlileri olimpiyatlarda görülüyor. Bu atıcılık yarışmalarında, saatte 130 kilometre hızla giderken, her seferinde 15 farklı yönden gelebilen yumruk büyüklüğündeki bir diski 80 metreden vurmak gerekiyor. Bu alandaki dünya rekoru İtalyan Marcello Pittarelli'ye ait. Pittarelli, Almanya'nın Suhl kentinde, 1996 yılında yapılan olimpiyatlarda 150 diskin 150'sini de vurdu.

Bıçak atmak el-gözü iyi eşgüdümlemeye bağlı bir numara. Oysa sırf bu yetmez; aynı hareketi yüzlerce kez becerebilmek de lazım.
İster tenekeyi ister topu isterse okla bir hedefi delmek olsun, bu spor atletlerden çok önemli bir şey istiyor: nişancılık. Peki, nişancılık nedir? İsabet ettirme oranı nasıl artırılıyor?
Öncelikle, tek bir çeşit nişan alma yöntemi yok, en azından iki tane var. Birincisi, hareketsiz hedeflere nişan almak. Örnekler arasında, elbette bazı atıcılık yarışları sayılabilir, ama hentbol, futbol, hatta basketbolü de örnek gösterebiliyoruz. Ne de olsa, hareketsiz kaleye ya da potaya nişan alınıyor.

İkinci tip nişancılık, hareketli hedefleri vurmaya dayalı: Örneğin, uçan disklerin ya da pervane şekilli minik hedeflerin nişanlandığı ve kuşları öldürmeyi gerektirmeyen yarışmalar. Herkesin bu sınıflandırmadan memnun kaldığını söyleyemeyiz. Antropolog Desmond Morris, hareketli olsun olmasın, savunmasız ve korunaklı hedefler arasında ayrım yapıyor. Bowling lobutları, oklamak için konulmuş hedef tahtası, hatta kanadı kırık bir uçamayan kuş, savunmasız-korunaksız birer hedef.

Takım sporlarında korunan kaleler, uçan bir kuş, iyi gizlenmiş bir kukla ise, korunaklı ya da savunulan hedeflerden. "Kısacası, korunaklı bir hedef avdır ve avlar keklik gibi avlanmamak için direnirler" diyen Morris'e göre avlanmak heyecan verici. Büyük Hakan'ın gol atması, avını vuran avcının sevincinden, onu yenme utkusundan farklı bir duyguya yol açmıyor. Acaba, bu yüzden mi futbolun hayran kitlesi okçuluktan daha geniş?




Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

[ Anasayfa Bize Ulaşın Künye Copyright İş Fırsatları ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.