Bilim Sağlık Teknoloji Spor Doğa Tarih Kültür Arkeoloji
 
 Bülten üyeliği
Ara:  
Tr-abc: ö ç ı İ ğ ş Ş ü
H. Potter ve büyü
Satır aralarında gizli bilim

Harry Potter kitaplarında sözü geçen hayali kavramlar ve bilimsel açıklamaları...

Tarih sayfalarına bakıldığında, deneysel bilim ve büyünün iç içe geçmiş olduğu görülüyor. Her ikisi de, insanı çevreleyen doğanın gizemini açıklamak ve kontrol etmek temeline dayanıyor. Eski zamanlarda, bilimin açıklamakta zorlandığı kavramlar hep büyüyle aydınlatılmaya çalışıldı. Arthur C. Clarke, büyüyü, üstünde henüz araştırma yapılmamış basit bir bilim şeklinde tanımlıyor. Bilimin ve büyünün birbirinden ayrılışı ve katı duvarların çekilmesi ise, bilimsel araştırmaların patladığı Rönesans Dönemi'ne uzanıyor. Bu dönemde simyacılar da ikiye ayrılmışı. Bir yanda kimyasal karışımlar yardımıyla sorunları çözmeye çalışanlar; öte yanda kendilerini tamamıyla büyüye, mistik araştırmalara ve ruh çağırmalara kaptıranlar...

Günümüzde, bilim ve büyü hiç tartışmasız aynı kategoride değerlendirilemez bile. Ancak, tarihte, büyünün ve kocakarı ilaçlarının tedavi amaçlı kullanıldığı da bir gerçek. İşte Harry Potter, hem çağdaş hem de tarih ve nostaljiye dayalı bir dünya yaratıyor. Kitabın yazarı alternatif gerçekliğe kapı aralıyor: İnsanların, kendilerini saran çevreyi büyüyle etkiledikleri bir dünya yaratıyor. Rowling'in büyülü dünyası, bilimsel açıklamalarla desteklenen doğa olaylarının aslında hayal gücünde kurgulanmış hali...

İşte kitapta sözü geçen hayali kavramlar ve bilimsel açıklamaları...

Rowling'in romanında, bitkiler ya da başka bir tanımla :"bitkibilim", kimi zaman acımasız, ama bir o kadar sihirli bir flora dünyası olarak anlatılıyor. Yaklaşanları dalları arasında boğan, ilgilenilmediği zaman başa bela olan yeni türler yaratılıyor. Doğal dünya derinlemesine incelendiğinde, kitaptaki hayali uyarlamalara benzeyen olaylara rastlamak mümkün. Kew Gardens botanik bölümü başkanı Hew Prendergast, "Bitkiler, gerçek dünyanın kurbanlarıdır ve bazen düşmanlarına karşı korunma mekanizmaları geliştirirler" diyor.

Harry'nin "Karanlıkların Efendisi" ile mücadeleye hazırlanırken, "şeytanın tuzağı" denilen, yılana benzeyen dallar tarafından sarılmasını örnek verelim. Prendergast, hemen açıklıyor: "Gerçek dünyada bu tür bitkiler var. Örneğin boğan incir ağacı..." Çirkin bir görünüme sahip bu bitki, ağaçların üst kısımlarında doğuyor. Ağaç tepesine kuşların dışkılarıyla taşınıyor. Bu noktadan yere doğru kök salmaya, dallar uzatmaya başlıyor. Altındaki ev sahibi bitki, bu kollarla sarılmaya ve boğulmaya başlıyor. Çünkü, çok fazla nem ve besleyici nedeniyle çürüyor. Ana ağaç öldükten sonra, kendisi yetişkin bir ağaca dönüşüyor. Prendergast, yaban hayatta ayakta kalmak için buna benzer olayların yaşandığını söylüyor.

Harry Potter'ın en büyük arzularından biri de cisimleri sahip olduğu güçle uçurmaktı. Bu arzusu, arkadaşı Neville'ın kurbağasını uçuran Profesör Flitwick'i gördükten sonra bir tutkuya dönüştü. Bir deney laboratuvarında olabilirler miydi? Tabii ki hayır; ancak, kitabın yayımlanmasından birkaç yıl önce gerçekleşen olay, romanda söz edilenler kadar ilginç...

1997'de, bir grup bilim adamı bir kurbağayı havalandırmayı başardılar. Yerçekimine meydan okuyan bu deney, manyetik alandan sadece metallerin değil, çok zayıf olsa da tüm cisimlerin, hatta suyun bile etkilendiğini kanıtlıyordu. Uçan kurbağa projesini yürüten Nottingham Üniversitesi fizikçilerinden Prof. Dr. Main, "Günlük mıknatısların sahip olduğundan 200 kat güçlü manyetik alanlardan bahsediyoruz" diyor. "Manyetizmanın çok farklı türleri var. Kitaptaki gibi gerçek bir havalandırma, astronotların uzayda yaşadığı ağırlıksızlığın sergilenmesi anlamına geliyor. Bunun için diyamanyetizm adı verilen etkinin oluşturulması gerekli..."

Atom çekirdeği çevresinde uçuşan elektronların enerjileri değiştirilerek, moleküler düzeyde hareket eden güç oluşturuluyor. Main, "Deneyimizde kurbağayı, molekülleri üzerine etki ederek havalandırdık" diyor. Beceri, manyetizma kuvvetine karşı yerçekimi kuvvetinin dengelenmesinde yatıyor. İnsanlar, tümüyle sudan oluşsaydı, kurbağa gibi havalandırılması için kesinlikle çok daha büyük bir mıknatısa ve benzer bir etkiye ihtiyaç vardı. "İlke olarak bir insanı havalandırmak mümkün. Ancak, maalesef mıknatısın çok büyük olması gerekli, bu da çok büyük bir maliyet demek..." Bu nedenle Harry'nin sınıfında olduğu gibi, bilim adamları da öncelikle hafif cisimler üstünde deneyler yapıyor




Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

BİLİM İNSANLARI
Atomik kuvvet mikroskobu Subscribers Only
HI-TECH
Esnek gelecek Subscribers Only
PRİZMA
Formula-1 tekniğine sahip keklikler
SORU-CEVAP
Çürüyen meyve neden kahverengiye dönüşür?
X DOSYALAR
Bütün dosyalar