FOCUS ONLINE
http://www.focusdergisi.com.tr/bilim/00371/
Akustik
Ekoooooo sen nelere kadirsin!...

Yankı olmasaydı yarasa kesinlikle yaşayamazdı. İnsan, yarasayı gözlemleyerek, yansıyan ses dalgalarını kendi amaçları doğrultusunda kullanmayı öğrendi. Ama, deniz yolculuklarında, tıpta yararlandığı bu teknikte bir adım daha ileriye gitti: Teknik bir hileyle ekoyu tersine çevirdi, öyle ki "hey!" diye seslenince geriye "yeh" diye yankılanıyor. Bu bir şaka mı? Kesinlikle, hayır!..

Akustik laboratuvarında hazırlanan "kuru" odada; duvarlar, kirişler ve tavan, eko oluşumunu engelleyecek şekilde ses dalgalarını emiyor.
Berchtesgaden kentinin (Almanya) hemen altında bulunan Königsee Gölü, her yıl çok sayıda turisti kendine çekiyor. Gölde yapılan vapur gezilerinde, kaptan trompette bir melodi çalıyor. Bölgedeki Watzmann Dağları'nın sarp kayalarına çarpan melodi, yedi kat yankılanarak anında geriye dönüyor. Göl kıyısında yaşayan köylülerin ifadesiyle, bu ekonun "dünyanın en güzel yankısı"; olup olmadığı kuşku götürür. Ama, bu doğa olayının yıllarca büyüsünden hiçbir şey kaybetmediği de kesin!

Peki bu doğa olayı nasıl işliyor? Sözlükte "eko"nun, sesin bir cisme çarpmasıyla meydana gelen akustik bir yankı olduğu yazıyor. Watzmann gibi dik kayalıklar, ekonun oluşumu için ideal ortamlar sayılıyor.

Büyük engeller bulunmadığı için, düzlük alanda eko oluşmuyor, ancak kapalı odalar hariç... Ama bunun da koşulları var. Yeni ve boş bir odaya girildiği zaman konuşma ve ayak sesinin yankıları çok net duyuluyor. Oda yavaş yavaş eşyalarla dolduğu zaman ses; dolap, masa, koltuk, halı, yatak, kitap gibi eşyalar tarafından emiliyor ve dolayısıyla yankı oluşmuyor. Akustik uzmanları, ses enerjisinin yoğun olarak emildiği yerler için ";kuru" nitelendirmesini yapıyorlar. Buna karşın cami, hamam gibi daha boş mekânlarda ses fazlasıyla yankılanıyor.

1300 yıllık Kukulcán (Mexico) piramitleri inşa edilirken özel bir alkış ekosu yaratılmış.
Aslında "kuru" bir mekânda, biz algılayamasak da mutlaka yankı var. Bu yankı ancak, duvarları ses enerjisini tamamen emen ekosuz bir mekânla karşılaştırıldığı zaman fark edilebiliyor. İlginçtir ki, bazı insanlar kendilerini böyle ortamlarda huzursuz hissediyorlar. Hatta, bazıları rahatsızlanabiliyor da...

Ortamda, sesi taşıyan hava olmadığı zaman da eko oluşmaz. Bu yüzden Ay'ın yüzeyinde bulunan engebeli alanların yarattığı geçitlerde istediğiniz kadar bağırabilirsiniz, hiçbir şekilde yankılanmaz. Ama ekonun duyulduğu alanlarda, bu doğa olayı insan beynine çok sayıda önemli bilgi iletiyor; bir mekânın büyüklük derecesi, boş mu, dolu mu olduğu gibi...

Açık havada yankı, kış mevsimine oranla yazın çok daha çabuk geriye dönüyor. Bunun nedeni sesin, sıcak havada, soğuk havaya oranla çok daha çabuk yayılıyor olması. Doğrudan karşılaştırma yapmak imkânsız olduğundan, bu farkı normal koşullarda kulakla algılamamız mümkün değil. Öte yandan, bazı kış günlerinde güneş, soğuk toprağın üzerindeki havayı sınırlı derecede ısıtabildiği için, atmosferdeki sıcaklık davranışları tam tersine dönüyor, yani yükseldikçe hava ısınıyor. Bu nedenle, normal koşullarda olanaksızken, böyle hava koşullarında bir kilometre uzaklıktaki bir otoyolun gürültüsü rahatlıkla duyulabiliyor.




Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

[ Anasayfa Bize Ulaşın Künye Copyright İş Fırsatları ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.